RİCHARD DAWKİNS’İN YANILTMASI
Evrim Teorisinin günümüzdeki yaşayan en büyük savunucusu olan Richarda Dawkins son kitabında Evrim ve Akıllı Tasarım konularını yazılar yazmıştır. Bu kitabın eleştirisi olarak yazılan bir yazıdan ilgili bölümü burada yayınlıyorum. Yazının tamamını okumak isteyenler bu linkten ulaşabilirler.
………..
YAŞAM YERYÜZÜNDE NASIL BAŞLADI?
Yazarın Allah’ın varlığını inkar etmek için sığındığı konu evrimdir. Canlılığın tesadüfen ortaya çıktığını vurgulayan Dawkins, insanlığın var olması için bir Tanrıya ihtiyaç olmadığını ve kendiliğinden oluştuğunu anlatır. Fakat durum bu kadar basit değildir.
Evrim teorisi açısından cevaplanması en zor olan soru herhalde yeryüzündeki yaşamın başlangıcı hakkındadır. Dawkins bu konuda hayal kurmanın ötesine geçip, kitabında kesin kabullerde bulunmaktadır. Nasıl olduğu belli olmayan bir konuyu, gerekleşmiş gibi kabul ederek okuyuculara aktarmaktadır.
Aslında Dawkins itiraf tadındaki bu cümlelerinde, Evrim Teorisinin içinde bulunduğu önemli bir açmazı ifade etmektedir.
Yaşamın başlangıcı, şüphe duyanlar için söylemek isterim ki araştırma konusu olarak gelişmekte olan bir konudur. Bu araştırmanın ilgili uzmanlık alanı kimyadır ve bu benim alanım değildir. Gelişmeleri çok büyük bir merakla kenardan izlerim ve önümüzdeki birkaç yıl içinde eğer kimyacılar laboratuarlarında yeni bir yaşam başlangıcını başarılı bir şekilde yeniden gerçekleştirdiklerini bildirirlerse hiç şaşırmam. Ancak yine de bu henüz gerçekleşmedi ve bu gelişmenin olasılığı oldukça düşük olduğunu söylemek mümkündür ve bu her zaman böyledir; gerçi bu bir kez gerçekleşti. ( A.g.e,sayfa 133)
Yaşamın nasıl olup da meydana geldiği konusunu 21. yüzyılda bilimi için hala bilinmezdir. Evrimciler bunu bir ön kabulle olmuş gibi gösterirler. Bunun farkında olan Dawkins canlılığın oluşumu konusunda bir gelişmenin de olmasının çok düşük bir ihtimal olduğunu ifade etmektedir. Fakat cümlenin sonunda bunun bir kere gerçekleştiğini de vurgulamaktan geri durmamaktadır.
Dawkins kitabında yer yer bilimsel ifadelerle yazısını süslese de, bu örnekte olduğu gibi, bilimin ötesinde bir inancının olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm teknik imkanlara rağmen cansız maddelerden canlı bir maddenin üretilememesine, bu konuda herhangi bir fikrin olmamasına, bunun mekanizmasına ilişkin en ufak bir kanaatin oluşmamasına, yapılan tüm araştırmaların ileriye dönük olarak da bir ümit vermemesine rağmen Dawkins, geçmişte bunun bir defa olduğunu rahatlıkla söylemektedir.
Bu bir dogmadan başka bir şey ifade etmez. Dawkins ateist kaygılardan dolayı, bir şeye inanmış ve bunu doğru olarak varsaymaktadır.
Oysa bilim bunun aksini bize göstermektedir. Günümüz bilimine göre cansız maddelerden canlı bir madde meydana getirilememiştir. Böyle bir işlemin yanına bile yaklaşılamamıştır.
AKILLI TASARIM
“Akıllı Tasarım” Teorisi canlılığın bir tasarım ürünü olduğunu ortaya koyan bir teoridir. Günümüzde bu teoriyi destekleyen bir çok bilim adamı bulunmaktadır. Canlılıktaki tasarım örneklerinden yola çıkılarak geliştirilen bu teoriye göre, organizmaların sahip oldukları kompleks yapılar kademe bir evrimle oluşamaz. Bu “İndirgenemez Komplekslik” kavramıyla ifade edilmektedir. Bu kavrama göre, örneğin bir fare kapanını oluşturan parçalar tek başlarına bir şey ifade etmezler. Bu parçalar bir arada varlarsa kapanı oluşturur ve işlev görürler. Parçalardan birini çıkartırsanız, kapan bir işe yaramaz. Bunun gibi canlılıkta da benzer mekanizmalar gözlemlenmektedir.
Bu kavram ilk defa ABD’li bir mikrobiyolog olan Micheal Behe tarafından ortaya atılmıştır. Kaleme aldığı “Darwin’in Kara Kutusu” isimli kitabında da bu konuyu işleyen Behe, gözün yapısı, bakteri kamçısı ve kanın pıhtılaşma mekanizması gibi konularda örnekler vermektedir.
Dawkins Evrim Teorisi karşısında gittikçe güçlenen bu teoriyi bazı açıklamalar getirerek kitabında çürütmeye çalışmaktadır. Fakat verilen örnekler bir açıklamadan çok, yanıltma amaçlıdır. Akıllı Tasarıma getirdiği eleştirisini kitabında şöyle ifade ediyor:
Yarım gözün faydası nedir? Ve yarım kanadın faydası nedir? Sorularının her ikisi de “indirgenemez karmaşıklı” kavramının tanımlanmasıyla ilgilidir. İşleyen bir birimin parçalarından birinin çıkartılması eğer tüm birimin işlemesini engelliyorsa, bu birimin indirgenemez komplekslik olduğunu gösterir. Bunun hem göz, hem de kanatlar için bariz bir durum olduğu düşünülür. Ancak bu sanıları dikkatlice gözden geçirmeye vakit tanıdığımızda yanlışlığı hemen fark ederiz. Göz lensi ameliyatla çıkartılmış bir katarakt hastası gözlükleri olmadan net göremez ancak bir ağaca çarpmayacak, bir uçurumdan düşmeyecek kadar iyi görür. Bir yarım kanat gerçekten de tam bir kanat gibi değildir. Ancak hiç kanat olmamasından iyidir. Ağaçtan yada belirli bir yükseklikten düşüşünüzü hafifleterek hayatınızı kurtarabilir. … yüzde 1 den yüzde 100’e kadar olan her bir kanat kendine özgü bir yumuşak düşüş avantajı sağlamalıdır.
…. Böylece gözlerin ve kanatların kesinlikle indirgenemez karmaşıklık olmadığını gördük; ancak bu ayrıntılı örneklerden kazanmamız gereken genel ibrettir. (A.g.e,Sayfa:120/121)
Her ne kadar Dawkins “Böylece gözlerin ve kanatların kesinlikle indirgenemez karmaşıklık olmadığını gördük” dese de, durum hiç de ifade ettiği gibi değildir. Gözde lensi çıkartmak yerine, kornea, sinir tabaka, retina, beyne giden görme sinirleri yada beyindeki görme merkezini çıkartarak aynı iddiasını niye sınamamaktadır.
Bunun sebebi çok açıktır. Yukarıda saydığım organellerden herhangi birisini çıkarttığınızda göz hiçbir işe yaramaz. Göz göremez. Dolayısıyla bu organellerin zaman içinde gelişerek gözü oluşturduğu düşüncesi dayanaksız kalmış olur. Aksine bu organellerin gözden çıkarıldığında görme işleminin son bulması, gözün indirgenemez kompleksliğe sahip bir organ olduğu, dolayısı ile bir tasarım ürün olduğunu bize gösterir.
Göz gibi diğer tüm organlarda da tasarım örnekleri mevcuttur. Sadece organlarda değil, Hücrelerin içinde de benzer mantıklara sahip çalışan sistemler vardır. Bu konuyla ilgilenenler Behe “ Darwin’in Kara Kutusu” isimli kitabını özellikle tavsiye etmek isterim.
Kanat içinde kademe gelişme konusunda bir çok sorun vardır.
Dawkins kanadı oluşturan tüycüklerin sahip olduğu kancalı sistemin yapısını atlayarak sadece kanat boyutundaki kademeli değişimi açıklamaya çalışmaktadır. Tek bir tüyün sahip olduğu yapı ve tüyü oluşturan parçacıklar da onun indirgenemez kompleksliye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu konuda Prof . David Berlinski’nin kanadı oluşturan tüy ve onu oluşturan parçacıkların sahip olduğu tasarım ile ilgili çalışmaları ve makaleleri mevcuttur. www.discoveryinstitute.com adresinden İngilizce makaleler bulunabilir.
Tüyün yapısındaki tasarımı geçsek bile Dawkins’in açıklamaya çalıştığı kanatın boyutundaki değişimle ilgili de başka bir sorun vardır. Örneğin ön ayağını kaybedip, onun yerine yarım kanat sahibi olan bir canlı nasıl bir avantaj sağlamaktadır? 4 ayağa sahip bir sürüngen hızlı hareketi sayesinde hem düşmanlarından kaçabilecek, hem de avlanabilecektir. Yarım kanata sahip bir sürüngen ağaçtan düşüp, zarar görmesi engellenirken bir fayda sağlasa da, ön ayaklarını kaybettiği için hızlı hareket edemeyecektir. Böylece ne düşmanlarından eskiye göre kaçabilir, ne de avlarını eskisi gibi yakalayabilir. Bu onun için yarım kanatın getirdiği avantaja göre çok büyük bir dezavantajdır. Zaman içinde büyüyen kanatlar düşerken onu yavaşlatacak, fakat düşmanlarından kaçarken yada avını kovalarken engel olacaktır.
Dolayısıyla Dawkins’in söylediği gibi indirgenemez komplekslik konusunda evrimci bakış açısıyla bir açıklama getirdiği doğru değildir.
Akıllı Tasarım teorisi bilimsel gelişmeler sonucunda ortaya çıkmış bir teoridir. Yapılan araştırmalar evrimin iddia ettiği gibi bir gelişmenin olamayacağını bize gösterir. Canlılıktaki tasarımın ötesinde, hücre çekirdeği içinde var olan bilginin de evrim için ikinci büyük açmazı oluşturmaktadır. Cansız ve şuursuz maddelerin bir araya gererek DNA gibi 3 milyar harften oluşan bir bilgiyi oluşturamaz. Bu ve benzeri bir çok örnek Evrim Teorisinin anlattığı senaryoları çürütürken, bir yaratıcının varlığını açıkça bize göstermektedir.
…………
Kaynak: www.kurandaceliskiyoktur.com
Bu Yazıyı Diggle!Yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yazmak ister misiniz?
Bu yazı için yorum yapın